ANTİDEPRESAN KULLANIMI - PROF.DR. TİMUÇİN ORAL

ANTİDEPRESAN KULLANIMI GERÇEKTEN GEREKSİZ Mİ ?

 

Toplantıda ülkemizde antidepresan ilaç kullanımının güncel durumu tartışıldı.  Depresyonun nasıl bir hastalık olduğu, Türkiye’de nasıl algılandığı ve bu hastalığın tedavisinde dünyada ve ülkemizde ne yapıldığı konuşuldu. Aslında depresyon ciddi ve önemli bir hastalık ve tüm ciddi hastalıklar gibi tedavi edilmesi gereken bir durum. Onunla bazı açılardan benzer özellikler gösteren mutsuzluk ise hastalık değil  ve hafif depresyon belirtileriyle örtüşse bile hastalık muamelesi görmemesi gerekir. Yani, depresyon mutlaka tedavi edilmesi ve ilaç da kullanılması gereken bir hastalık iken mutsuzluğun bir ilacı yok.  Oysa, antidepresan tedavi 10-20 yıl öncesine kadar çok daha yaygın ve  bunun bir kısmı hepimizin hayatında ortak olarak bulunan tatsız deneyimlerden kurtulma çabası. Bu da antidepresan ilaçların kötüye kullanılıp kullanılmadığını tartışmaya açıyor.
Hasta enerji azlığı, çökkünlük, suçluluk hissi, konsantrasyon sorunu, uyku ve iştah bozukluğu göstermiyor ve ölümden söz etmiyorsa klinik depresyon söz konusu olmayabilir. Ayrıca, depresyon adı verilen hastalıkta hasta düşüncelerini de toparlamakta zorlanır, bir kitabı yada konuşmayı takip edemez, yavaşlamıştır, kendisini bomboş hisseder, karar veremez, çok basit şeyleri bile yapmakta zorlanır hatta bazen cümleleri bir araya getiremez. Bu şekliyle major depresyon hastalığı Dünya Sağlık Örgütünün Yetiyitimine Uyarlanmış Yaşam Yılları hesaplamasında ölümcül olmayan yetiyitimi (maluliyet) nedenleri arasında%12 ile ilk sıradadır ve diğer hastalıklar gibi hekimler tarafından tedavi edilmelidir. Bunun da önemli bir kısmı ilaçla olmaktadır çünkü ciddi klinik depresyonda tüm ilaçların plasebodan daha etkili olduğu kanıtlanmıştır. Sanıldığı gibi intihara sebep olmak şöyle dursun, intihar oranlarını düşürmekte ve özkıyımı engellemektedir. Üstelik yine iddia edildiği gibi antidepresan ilaç kullanımında ciddi bir artışdan söz edilemez. Hem IMS hem Sağlık Bakanlığının verileri pek çok Avrupa ülkesi ile karşılaştırıldığında bu açıdan sonlarda yer aldığımızı göstermektedir. Öte yandan, burup ilaçların migrenden cilt hastalıklarına kadar yaygın bir kullanım alanı da mevcuttur.
Sonuç olarak depresyon önemli bir halk sağlık sorunudur. Mümkün olan en güçlü yöntemlerle, kalıntı belirtilere izin vermeden tedavi edilmelidir. Kanıta dayanan tedavi önemli ve önceliklidir. Ülkemizde antidepresan kullanım oranında dünyaya kıyasla büyük bir artış görünmediği de hesap edilirse, aksi yönde yapılan büyük propagandanın, ilaç dışı seçenekleri bu kadar büyük bir iştahla savunmanın başka nedenleri olabileceğini de akla getirmek gerekir.

 

                                                                                                                                                           PROF.DR. TİMUÇİN ORAL